1. HABERLER

  2. SAĞLIK

  3. Sosyal Medya Bağımlılığı Ruh Sağlığımızı Nasıl Etkiliyor?
Sosyal Medya Bağımlılığı  Ruh Sağlığımızı Nasıl Etkiliyor?

Sosyal Medya Bağımlılığı Ruh Sağlığımızı Nasıl Etkiliyor?

Sosyal medya artık hayatımızın her alanında yer alıyor. Tüm deneyimlerimizi paylaşıyor olmamız, başkalarının hayatlarını takip etmemiz ve onlarla kendimizi karşılaştırmamız davranışlarımızı etkiliyor.

A+A-

 Psikolog G. Tansu Ocak, narsisizm ve narsistik kişilik bozukluğu arasındaki farkları anlatarak, bağımlılık derecesinde sosyal medya kullanımının ruh sağlığı üzerindeki etkilerini paylaştı.
Sosyal medya artık hayatımızın her alanında yer alıyor. Tüm deneyimlerimizi paylaşıyor olmamız, başkalarının hayatlarını takip etmemiz ve onlarla kendimizi karşılaştırmamız davranışlarımızı etkiliyor.
Formteg Danışmanlık Merkezi kurucularından Psikolog G. Tansu Ocak narsisizm ve narsistik kişilik bozukluğuna değinerek, bağımlılık derecesinde sosyal medya kullanımının narsisizm ve narsistik kişilik bozukluğu üzerindeki etkilerini anlattı. 
“Narsisizm ve ‘Narsistik Kişilik Bozukluğu’ farklıdır”
Narsisizm ile ‘narsistik kişilik bozukluğu’ (NKB) arasındaki farkları anlatan Psikolog G. Tansu Ocak, “Narsisizm, kişinin etrafındakilerinin ihtiyaçlarını görmezden gelmesine neden olacak kadar kendi kendine ilgi duymaktır. Narsisizm bir özelliktir, kendini beğenmek ile ilintilidir ancak daha büyük bir sorunun, kişilik bozukluğunun da bir parçası olabilir. Narsistik kişilik bozukluğu, kendine aşırı derecede hayran olma ihtiyacı duyan, empati kurmada güçlük çeken, başarılarını ve yeteneklerini abartan, üstün olduklarına ve yalnızca eşit derecede özel insanlarla ilişki kurabileceğini düşünen, diğerlerini küçümseyen, her şeyin en iyisine sahip olmak isteyen ve bunu hak ettiğine inanan, bu özellikleri ile kendini gösteren kişilik bozukluklarından bir tanesidir. Bu kişiler mükemmele ulaşmak için gayret ederler. Genelde başarılı da olurlar. Başkalarını kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaktan çekinmezler ve kibirli davranış ve tutum sergilerler. Ancak bu aşırı güven maskesinin arkasında, en ufak bir eleştiriye karşı savunmasız olan kırılgan bir özgüven yatar” ifadelerini kullandı. 
“Narsistik Kişilik Bozukluğu erkeklerde daha fazla görülüyor”
NKB’nin erkeklerde kadınlara nazaran daha fazla görüldüğünü ifade eden Psikolog Ocak, 
“Narsistik kişilik bozukluğu, erkeklerde kadınlardan daha fazla görülmektedir. Genellikle ergenlikte veya erken yetişkinlikte kendini göstermeye başlamaktadır. Bazı çocuklar narsisizm özellikleri gösterse de bu sadece yaşlarına özgü olabilir ve narsistik kişilik bozukluğu geliştirmeye devam edecekleri anlamına da gelmemektedir. Narsistik Kişilik Bozukluğu (NKB), yaşamın birçok alanında ve yakın ilişkilerde sorunlara neden olur. Bu kişiler arası sorunlar genellikle şu NKB semptomlarından kaynaklanır; “kolayca incinme, aşırı tepki gösterme, eleştiriye tahammülsüzlük, kendi kusurları veya başarısızlıkları için bahaneler üretme, başkalarını manipüle etme girişimleri, rekabetçi olmaları, yalnızca ‘kendi düzeyinde’ olduğunu düşündüğü kişilerle çalışma, karşıdakini dinlememe veya sık sık sözünü kesme gibi özelliklerinin olması.” Böyle birinin yüksek özgüvene sahip olduğu görünebilir ancak durum tam tersidir. İnsanların genellikle narsistlere ilgi duyduğu, onları çekici, karizmatik ve heyecan verici bulunduğu kanıtlanmıştır. Başarılı liderlerin narsistik nitelikleri vardır. Narsisizm bir spektrumdur ve her narsistin, narsistik kişilik bozukluğu vardır demek doğru değildir” şeklinde konuştu. 
“Sosyal medya narsistik davranışları açığa vuruyor” 
Sosyal medyanın narsistik davranışlara olan etkilerini ele alan Psikolog G. Tansu Ocak, Kaliforniya Eyalet Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya dikkat çekerek, “Günümüzde narsistik ve kendini açığa vurma davranışları artış göstermektedir. Birçok kişi de bu artıştan sosyal medyayı sorumlu tutmaktadır. Narsisizm, sabit bir kişilik özelliği değil, büyük ölçüde çevreye bağlı gelişen bir oluşumdur. Örneğin, sosyal medya bizim narsist davranıp davranmadığımızı etkileyebilir. Kaliforniya Eyalet Üniversitesi’nde yapılan bir çalışma, sosyal medyayı kullanan gençlerin, akranlarından daha fazla narsistik eğilimler gösterdiğini ortaya koymuştur.   Sosyal ağlar narsistik eğilimler yaratmaktadır. Bu platformlar teşhirci, dikkat çekme ve kendi kendini teşvik eden davranışlarda bulunmalarına imkân yarattığı için daha fazla narsist sosyal medyada aktif olacaktır. Çünkü narsistik karaktere sahip insanların başkalarından hayranlık duymalarına ihtiyaçları vardır. Sosyal medyadaki görkemli görünüşleri ile beğeniler, paylaşımlar veya yeni takipçiler elde etmek kolay olduğundan sosyal medyada onaylanmaktadırlar. Böylelikle onay ve kabul görme ihtiyaçları bir nevi giderilmektedir. Bu da normalden daha fazla paylaşım yapmalarına sebep olmaktadır. Ayrıca narsist özelliğe sahip kişiler diğerleriyle yüzeysel bağlantı kurmayı tercih ederler. Empati kurma ve karşıdakini dinleme konusunda iyi olmadıklarından dolayı da sosyal ağlar onlar için oldukça cazip hale gelir. Narsist eğilimleri olan insanlar resimlere çok önem verirler. Örneğin, fotoğraflarda pahalı, gösterişli giysiler giyme olasılıkları daha yüksektir ve genel görünümleri fotoğrafın öncesinde çok fazla hazırlık yapıldığını gösterir” dedi. 
“Narsist bireyler başkalarını izlemeye dayanamıyor”
Narsist bireylerin sosyal medya kullanım davranışlarına değinen Psikolog Ocak, “Bulgular narsisizmi olan insanların daha çekici fotoğraflar yayınladığını, diğerlerinden daha fazla arkadaşı veya takipçisi olduğunu, genel olarak daha fazla gönderi oluşturduğunu ve daha çok kendini tanıtıcı gönderi oluşturduğunu ve sayfalarının ‘Hakkında’ bölümünde daha uzun açıklamalar yazdıklarını keşfetti. Her ne kadar daha çok paylaşım yaparak sosyal ağlarını aktif kullansalar da narsisizm ve sosyal medya kullanımı arasındaki ilişki güçlü değil. Yani narsist bireylerin daha sık paylaşımlar yapmaları akıllı telefonlarında diğerlerinden daha fazla zaman geçirdikleri anlamına gelmesin. Şaşırtıcı bir şekilde narsist bireylerin dokunmatik ekranlara diğerlerinden daha az bağımlı olduğu ortaya çıktı. Bunun nedeni ise başkalarının sosyal medyada ne yaptıklarını izlemek veya diğerleri tarafından paylaşılan yerlerde olamadıkları için bir şeyleri kaçırdıkları korkusunu yaşamak istememeleridir” ifadelerini kullandı. 
“Sosyal medya bağımlılığı düşük benlik saygısı ile ilintili”
Sosyal medya bağımlılığının narsisizmden farklı olarak düşük benlik saygısı ile ilintili olduğuna dikkat çeken Ocak, “Araştırmalar, sosyal medya kullanımının, ruh sağlığını olumsuz yönde etkilediğini ve düşük benlik saygısı ile arasında yadsınamaz bir bağlantı olduğunu göstermiştir. Sosyal medya platformlarının faydaları olsa da onları çok sık kullanmak insanları giderek daha mutsuz ve izole hissettirmektedir. Bu olumsuz duygusal tepkiler yalnızca bir şeyleri başkalarıyla paylaşmanın sosyal baskısı nedeniyle değil, aynı zamanda bu sitelerin teşvik ettiği maddi şeylerin ve yaşam tarzlarının karşılaştırılması nedeniyle de üretilir” dedi. 
Sosyal medya bağımlılık derecesinde kullanılırsa ne olur? 
Sosyal medyanın bağımlılık derecesinde kullanıldığında yarattığı sorunları sıralayan Psikolog Ocak,
“Ergenlerin sosyal etkileşim becerileri olumsuz etkilenir: Sosyal ağ sitelerinin aşırı kullanımı çocuklarda ve gençlerde çok daha sorunludur çünkü beyinleri ve sosyal becerileri hala gelişmektedir. Araştırmalar, genç yaşlardan itibaren sosyal medyayı sıklıkla kullanan ergenlerin sosyal etkileşim becerilerini ciddi şekilde azalttığını göstermiştir. Kullanıcıların bu platformlarda birbirleriyle etkileşime girmesine rağmen, birçoğu gerçek dünyada etkileşim kurmakta güçlük çekiyor. Araştırmalar, anket yapıldığında bu bireylerin gruplarda sosyal kaygıyı kötüleştirdiğini, daha yüksek depresyon oranlarını, olumsuz beden imajını ve başkalarına karşı empati ve şefkat düzeylerini düşürdüğünü bulmuştur.
Düşük özgüvene ve yeme alışkanlıklarında bozulmaya sebep olabilir: Sosyal medyada görünen mükemmel şekilde filtrelenmiş fotoğrafların sürekli paylaşılması genç yetişkinlerde düşük özgüvene ve yeme alışkanlıklarındaki bozulmalara neden olmaktadır. Pek çok genç, yaşıtlarının sosyal medyada yalnızca en iyi fotoğraflarını ve anlarını paylaştığını bilse de karşılaştırma yapmaktan kaçınmak oldukça zordur. Sosyal ağ siteleri aracılığıyla gerçekçi olmayan güzellik standartlarına sürekli maruz kalmak, gençlerin kendi vücutlarını nasıl algıladıklarını etkilemektedir. Pittsburg Üniversitesi'nde gerçekleştirilen bir araştırma, sosyal medya uygulamalarında gezinirken harcanan zaman ile olumsuz vücut imajı arasında bir ilişki olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre, sosyal medyada daha fazla zaman geçirenler, daha az zaman harcayan akranlarına kıyasla 2 kat daha fazla yeme ve beden imajı endişeleri taşıyor. Dolayısıyla, sosyal medyada beğeni kazanma ihtiyacı, anksiyete seviyelerini arttırmakta üstelik gençlerin görünüşlerini değiştirmelerine neden olmaktadır.
Çevrimiçi zorbalığa yol açabilir: İlgi ve beğeniler için rekabet, çevrimiçi zorbalığa bile yol açabilir. Ergenler arasında isim takmak, söylenti yaymak ve taciz her zaman olmuştur, ancak sosyal medya genç kullanıcılara her zamankinden daha fazla fırsat sunmaktadır. Genç kızların sosyal medya kullanımı yoluyla siber zorbalık için özellikle risk altında olduklarını söyleyebilirim” dedi. 
Psikolog Ocak sosyal medya bağımlılığından kurtulmanın yollarını, “Sosyal medya bağımlılığından kurtulmanın en iyi yollarından biri sınırlar koymak ve ekran süresini azaltmaktır; ancak, bağımlılık çok şiddetliyse, profesyonel yardım almaktan çekinmemek gerekir” şeklinde açıkladı. 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.